Bu Kitaba ve Fıkraya Değgin Birkaç Söz
Fıkra yazarlığına ilkin 1945’te Tan gazetesinde başlamıştım. Sonra, Yeni Gazete, Akşam, Tanin, Öncü, Yeni Tanin, Günaydın gazetelerinde fıkra yazdım.
Gazetelerdeki fıkralarımdan seçerek düzenlediğim ilk fıkra kitabım 1958’de yayınlanan Nutuk Makinesi, ikincisi de 1959’da yayınlanan Az Gittik, Uz Gittik’tir. Sunduğum Merhaba üçüncü fıkra kitabımdır.
Gazete yazısıyla edebiyat yazısı arasında şu ayrımı görüyorum : Edebiyat yazısı, yazarın yazmadan duramadığı, yazar için yapılması zorunlu bir iştir. Gazete yazısıysa, yazarın “Bugün de ne yazmalıyım ?” sorusuna bulduğu cevaptır ve zorunlu değil, zorlama bir iştir.
Bizde gazete fıkrası başlangıçta edebiyata daha yakındı. Sonraları, gittikçe gazeteciliğe yaklaşarak, sonunda tam gazetecilik işi oldu.
Edebiyata yakın fıkra, esin kaynağı ve konusu bir güncel olay olsa bile, yine azçok güncellikten uzaklaşabilen, uzun süreli olmasa bile yine de azçok kalıcılık değeri kazanabilen yazıdır. Böyle olduğu için, edebiyatçı olan ilk fıkra yazarlarımızın fıkralarının güncel değerleri, etkileri az, etki alanları dar ama buna karşılık kalıcılık değerleri bulunduğundan kitap olma olanakları çoktur. Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Nâzım Hikmet, Yusuf Ziya Ortaç, edebiyata ağırlık veren ama gazetecilik değerleri az olan fıkra yazarlarıydı. Sürekli olarak hergün yazsalardı, Peyami Safa, Çetin Altan gibi, ister istemez, edebiyatçılıktan gazeteciliğe kaymak zorunda kalacaklardı.
Bir gazete fıkrası, ne denli edebiyat değilse, o denli iyi bir gazete yazısıdır. Başka bir deyişle, bir yazı ne denli çok güncelse, güncel olayların ayrıntılarına ne denli girmişse, o denli iyi bir gazete yazısıdır ve gazete yazısı olarak etkisi çoktur ; buna karşılık kitaplık ve kalıcılık değeri de o denli azdır.
Gazete fıkrası, günü gününe etkisi olan, yayınlanmasının üstünden zaman geçtikçe de etkisini yitiren bir yazıdır.
Türkiye’de fıkracılık, edebiyat fıkracılığından gazete fıkracılığına, oradan da makale fıkracılığına dönüşen üç evre geçirdi. Bu üç evreyi, bir toplumsal gereksinmenin karşılığı olarak o zamanın koşulları hazırlamıştı.
1945’te Tan gazetesinde fıkra yazmaya başladığımda, gazete fıkracılığı evresindeydik. 1960’tan önce Akşam’da, 1960’tan sonra da Tanin’de yazdığım fıkralar, ne edebiyat ne de gazete yazılarıydı. Makale fıkracılığı dediğim tür bunlardır ; günlük olaylardan esinlenerek bilimsel konuları, bir öğretiyi yada bir düşünceyi, gazete okurlarının anlayacağı yalın bir dille anlatan, öğreticiliği ağır basan yorum yazıları. Bunlar ne tam edebiyat, ne bilim, ne tam gazete yazılarıdır.
O zamanlar uzun yazdığım için beni eleştirenler çoktu. Haklıydılar. Ama bilerek uzun yazıyordum. Yazdıklarım, gazete fıkrası değildi, okurları bilinçlendirmeyi amaç edinen, okurlara yararlı olmaya yönelmiş yazılardı. Çünkü önceleri 27 Mayıs’ın oluşum günlerindeydik, sonraları da, ikinci anayasanın yapılışı ve sosyalizmin yayılması dönemindeydik. Okurlar, sosyal konuları öğrenmeyi gereksiniyorlardı.
Gazete fıkraları, edebiyat ve bilimden yararlanılarak yazılmış ama edebiyat ve bilim olmayan yazılardır ; güncel olmalarından ötürü de kalıcılıkları azdır yada yoktur. Bununla birlikte son on onbeş yıldır okurların toplumsal ve düşünsel gelişiminde bikaç fıkra yazarının görev yükümlendikleri ve başarılı oldukları da ortada bir gerçektir.
Merhaba adlı bu kitabım için gazetelerdeki fıkralarımdan seçme yaparken, yayınlandıkları günlerde çok sözü edilmiş, üzerinde konuşulmuş fıkralarımın güncel olayların ayrıntılarına dek inmelerinden ötürü, üzerinden zaman geçince kitaplık değerlerini yitirdiklerini gördüm. Bunları kitabıma alamadım.
Nutuk Makinesi’yle Az Gittik, Uz Gittik adlı fıkra kitaplarımı birleştirip tek kitap olarak ikinci basımı için düzenlerken o iki kitaptaki doksanbeş fıkradan otuzunu, güncellikleri nedeniyle artık eskimiş oldukları için, kitaptan çıkarmak zorunda kaldım.
Bu kitabı hazırlarken gazete fıkrası konusunda vardığım sonuç şudur : İyi bir gazete fıkrası, kitaplık değeri olmayan yazıdır ; kitaplık değeri varsa, azçok kalıcıysa, o yazı da bir gazete fıkrası değildir.
“Merhaba”ya, işte böyle bir ölçü içinde kitaplık değeri olduğunu sandığım fıkralarımı seçerek topladım.









