AZİZ NESİN← Tüm eserleri
TR
Okuma Güncesi kitap kapağı
İlk baskı 2014

Yazı-Derleme

Okuma Güncesi

Yazar
Aziz Nesin
Eser türü
Yazı-Derleme
İlk baskı yılı
2014

Aziz Nesin’in okuduğu kitaplar üzerine tuttuğu kişisel notları içerir. Sistemli bir eleştiri çalışması olarak tasarlanmayan bu kayıtlar, yazarın kendi beğenisini ve görüşlerini, tanınmış isimler karşısında da bağımsız kalan okur tavrını gösterir.

Yayınevinde incele
Okuma Güncesi son baskı kapağı
Son baskı
İçindekiler
BölümSayfa
Önsöz, Ali Nesin1
Okuduğum Kitaplar’ın Önsözü, Ali Nesin5
Hücredeki Adam, Samet Ağaoğlu, Ağaoğlu Yayınevi, 19647
Devrim Yazıları, Babeuf, Çan Yayınları, 196411
Sütçü Tevye, Şolem Aleyhem, Remzi Kitabevi, 197016
Bir Adam Öldü, Jules Romains, Varlık Yayınları, 195518
Sakıncalı Piyade, Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, 197722
Allahın Garibi, Nikos Kazancakis, Cem Yayınevi, 197425
Şaka, Milan Kundera, e Yayınevi, 196932
Yargıç ve Celladı, Friedrich Dürrenmatt, Cem Yayınevi, 197036
Bugün Git Yarın Gel, Leonid Lenç, Cem Yayınevi, 197839
Aşka Tatil Yok, Marguerite Duras, Hürriyet Yayınları, 197743
Acılı Kuşak, Mehmed Kemal, Çağdaş Yayınları, 197747
Neden Eleştiri Yok Deniliyor49
Bahar Çelengi, Clemens Brentano, Kültür Bakanlığı Yay., 197752
Dersimiz Cinayet, Agatha Christie, Altın Kitaplar Yayınevi58
Konuşmalar, Bertan Onaran, Yeni Ankara Yayınevi, 197861
Tek Başına, Harold Robbins, Altın Kitaplar Yayınevi, 197664
Türkiye’de Sosyalizm Tarihi, Pars Tuğlacı68
Alman Dışişleri Dairesi Belgeleri - Türkiye’deki Alman Politikası (1941-1943), S.S.C.B Dışişleri Bakanlığı Arşiv Bölümü, Havass Yayınları, 197772
Karanlıkta Oturma Özgürlüğü, Tektaş Ağaoğlu, Ağaoğlu Yayınevi, 197884
Kalkın Nâzım’a Gidelim, Fahri Erdinç91
Kuyumcular, Yılmaz Gruda, Papirüs Yayınları, 198099
Es Be Süleyman Es, Salim Şengil, YAZKO Yayınları, 1980101
Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü Kıral, Derinlik Yayınları, 1980103
Aç Ayı Oynamaz, Şakir Balkı, Tekin Yayınevi, 1980107
Bir Yazarın Notları II, Nuri Pakdil, Edebiyat Dergisi Yayınları, 1980109
Komşunun Karısı, Gay Talese, Altın Kitaplar, 1981111
Pamuk İşçileri, B. Traven, Sosyal Klasikler Yayınevi, 1977115
Sevgiden Öte Sürekli Ölüm, Gabriel García Márquez, Cem Yayınevi, 1980120
Morgun Önünde Üç Kadın, Tekin Sönmez, Yansıma, 1981126
Amarcord, Federico Fellini, Karacan Yayınları, 1976127
İmparator, Erol Toy, May Yayınları, 1974130
Yılların İzi, Mahir İz, İrfan Yayınevi, 1975139
Ateşli Kaval, Adnan Özer, Yeni Türkü Şiir Yayınları, 1981142
İpekböceği, Naci Girginsoy, Varlık Yayınları, 1980143
Mavinin Ölümü, Naci Girginsoy, Varlık Yayınları, 1979145
Goethe’den Seçme Mektuplar, Çeviren : Melahat Togar, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1980149
Goethe’den Seçme Mektuplar III, Çeviren : Melahat Togar, , Kültür Bakanlığı Yayınları: 364, 1980156
Büyüklere Masallar, Saltıkov Sçedrin, Sosyal Yayınlar, 1981159
Kasırganın Çatırtıları, Eugène Guillevic, Edebiyat Dergisi Yayınları, 1981161
Toplu Şiirler, Turgut Uyar, Karacan Yayınları, 1981163
Başkan Babamızın Sonbaharı, Gabriel García Márquez, Milliyet Yayınları, 1975166
Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel García Márquez, Sander Yayınları, 1974171
Boşluk, Jerzy Kosinski, e Yayınları, 1977177
Ataol Behramoğlu’nun Üç Şiir Kitabı :
  • Ne Yağmur Ne Şiirler, Cem Yayınevi, 1981
  • Kuşatmada, YAZKO Yayınları, 1981
  • Bir Gün Mutlaka, YAZKO Yayınları, 1981
179
Doğum Günüm Kutlu Olsun (Harold ile Maude), Colin Higgins, Milliyet Yayınları, 1975187
Çocukça, Süreyya Berfe, Kardeş Kitaplar, 1981191
Çocuk ve Şiir, İsmail Uyaroğlu, Cem Yayınevi, 1977192
Kırmızı Kızlar Çatıları Gizler, Yalvaç Ural193
Göğsü Kınalı Serçe, Nihat Behram194
İkinci Baskı, Refik Durbaş, ABeCe Yayınları, 1979195
Müzik Satan Çocuklar, Yalvaç Ural197
Lady Chatterley’in Sevgilisi, David Herbert Lawrence, Kök Yayınevi, 1968198
Tılsımlı Deri, Honoré de Balzac207
Düş Erimi, Çetin A. Özkırım, Karacan Yayınları, 1982214
Bozguncu, Maksim Gorki, YAZKO Yayınları, 1980218
Muzaffer Abayhan’a224
Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos, e Yayınları, 1979226
Cemil Meriç’in Üç Kitabı :
  • Umrandan Uygarlığa
  • Mağaradakiler
  • Kırk Ambar
229
Dayak Dağıtımı, Abdullah Aşçı233
Çapkın Enişte, Sadık Şendil, Miyatro Yayıncılık, 1982236
İyi Akşamlar Sayın Seyirciler, Jülide Gülizar, Dayanışma Yayınları, 1982238
Bir Yumak İnsan, Çetin Altan, Miyatro Yayıncılık, 1982239
Yaşamak Tutkusu, Vasili Şukşin, Adam Yayınları, 1982242
Fırtına Öncesi, Turgenyev, Yalçın Yayınevi, 1981246
Yol Arkadaşım, Maksim Gorki, Can Yayınları, 1981257
Anayurdun Dumanı, Konstantin Simonov, Yazko Yayınları, 1981261
Afrika Dansı, Sevim Burak, Adam Yayıncılık, 1982266
Esintiler 82, Zeynep Oral, Gür Yayınları, 1983270
Bütün Şiirleri, Cahit Sıtkı Tarancı, Can Yayınları, 1983275
Bütün Şiirleri, Ahmet Haşim, Can Yayınları, 1983283
Beş Kitap
  • Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi, Adam Yayınları, 1983
  • Elleri Var Özgürlüğün, Oktay Rifat, Adam Yayınları, 1983
  • Her Boydan, (Dünya şiirinden seçmeler), Adam Yayınları, 1983
  • Çılgın Nar Ağacı, Odisseus Elitis, Adam Yayınları, 1983
  • Âşıkane, İlhan Berk, Adam Yayınları, 1983
292
Günlerde Kalan, Doğan Hızlan, Gür Yayınları, 1983
  • Yazılı İlişkiler, Doğan Hızlan, Altın Kitaplar Yayınevi, 1983
300
Kayığım Rosinha, José Mauro de Vasconcelos, e Yayınları, 1979307
Aramıza Gül Girdi, Özcan Yalım, Tan Yayınları, 1982309
Delilik Tarihine Giriş, Michel Foucault, Tan Yayınları, 1982311
Kemal Tahir’in Sohbetleri, İsmet Bozdağ, Bilgi Yayınevi, 1980314
Güvercin Uçuşu, Nihat Ziyalan, Cem Yayınevi, 1980321
Abderalılar, Christoph Martin Wieland, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1982325
Hançer, Mihail Yuryeviç Lermontov, Adam Yayınları, 1983333
Seçilmiş Şiirler, René Char, Adam Yayınları, 1983337
Bademlerden Say Beni, Paul Celan, Adam Yayınları, 1983342
Om Mani Padme Hum, Asaf Halet Çelebi, Adam Yayınları, 1983344
Benden Sonra Mutluluk, Özdemir Asaf, Adam Yayınları, 1983346
Nerde Kalmıştık, Rıfat Ilgaz, Çınar Yayınları, 1984351
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin, Adam Yayınları, 1984353
Sineklerin Tanrısı, William Golding356
Cadı Fırtınası, Demirtaş Ceyhun, YAZKO Yayınları, 1982358
Derin Irmaklar, José María Arguedas, Can Yayınları, 1983371
USA - 42. Enlem, John Dos Passos, Adam Yayınları, 1983374
Seçilmiş Şiirler, Anna Ahmatova, Adam Yayınları, 1984383
Füruzan Toprak ve Öyküleri385
Eski Sevgili, Leyla Erbil, Adam Yayınları, 1984388
Keman Çalan Ölüler, Hüseyin Avni Dede, Üç Çiçek Yayınevi, 1985397
Böyle İdiler Yaşarken, Adile Ayda, Ayyıldız Matbaası, 1984402
Bir Aydın (Asaf Savaş Akat)406
Alternatif Büyüme Stratejisi, Prof. Asaf Savaş Akat, İletişim Yayınları, 1984409
Doğu Öyküleri, Marguerite Yourcenar, Adam Yayınları, 1985411
Bab-ı Âli’nin Hatıra Defteri, Reşid Halid Gönç, Gazeteciler Cemiyeti Yayınları, 1984414
Öpme Beni Dursun, Şakir Balkı416
Madame Bovary, Gustave Flaubert421
Ölen Adam, David Herbert Lawrence, Adam Yayınları, 1985433
Buruk Dünya, Orhon Murat Arıburnu, Adam Yayınları, 1985438
Jorge Luis Borges441
Günlerimiz, Yağmur Atsız, Yarın Yayınları, 1985442
El Kızı, Muzaffer Bingöl, San Matbaası, 1987443
Kılları Yolunmuş Maymun, Güney Dal, İnter Yayınları, 1988450
Kapıkule Nerde, Habib Bektaş, Derinlik Yayınları, 1983454
Ma, Yücel Feyzioğlu, Memleket Yayınları, 1987457
Kara Sevda, Zeynep Oral, Milliyet Yayınları, 1988460
Kenan Evren’in Yazılmamış Anıları, Baskın Oran - Fadıl Kocagöz465
Ellerimiz Tırpandır Acıya, Tacim Çiçek475
Sevdam Kavgalara Saldı Beni, Kâmil Aydemir476
Siyaset ve Asker, Prof. Dr. Zafer Üskül477
Geçti mi Geçen Günler, Refik Durbaş, Adam Yayınları, 1989486
İki Şiir Kitabı :
  • Kavisler, M. Orhan Doğantuğ
  • Yaşamdır Tuz ve Yosun, Nihat Kumser
489
Yediler Sekizlerde, Durcan Yaşacan, Kerem Yayınları, 1989490
Sanat ve Toplum Üstüne, Selim Turan492
Islıkla Yürümek, A.İhsan Tezel497
Tutuyorum Göğsümde, Hikmet İnan498
Diyarbakır Efsaneleri Üzerine Bir Araştırma-1, Muhsine Helimoğlu Yavuz500
Çevre ve Ekoloji, Dr. Mine Kışlalıoğlu - Dr. Fikret Berkes508
U Dönüşü Yok, B. B.514
Karanlıktan Yakınma, Yüksel Pazarkaya516
Ağlama Anam, Fikret Otyam, Gendaş Yayınları, 1991520
Metal Yorgunluğu, Tomris Uyar522
Sekizinci Günah, Tomris Uyar, Can Yayınları, 1990528
İzi Kalır, H. Recai Atalay, Ozan Yayınları, 1991530
Cambazlar Savaşı Yitirdi, Adnan Özyalçıner, Can Yayınları, 1991531
Suyun İnce Sesinde, Gündoğdu Sanımer537
Safranbolu’da Tek Deniz Feneri, Hüseyin Avni Cinozoğlu538
Ağıtsız Çığlık, Hasan Hüsnü Durgun539
Sevgi Halleri, Müşür Kaya Canpolat, Anadolu Ekini Yayınları, 1991540
Noktalar, Abbas Sayar, Cem Yayınevi, 1991543
Bütün Yüzlerim Anadolu, Sabahattin Yalkın, Anadolu Ekini Yayınları, 1991546
Öykü Seçkisi, Prof. Dr. Gürsel Aytaç, Gündoğan Yayınları, 1991547
Aşk Şiiridir Bütün Şiirler, Henrik Nordbrandt, Adam Yayınları, 1991553
Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi, İrfan Yalçın, Gölge Yayınları, 1991555
Hazırol Kalbim, Metin Demirtaş, Cem Yayınevi, 1977556
Havada Kalan Güvercin, Muzaffer İlhan Erdost, Onur Yayınları, 1990559
Öteyaz, A. Nevzad Odyakmaz561
Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan, İletişim Yayınları, 1987562
Toplu Şiirleri 2, Ataol Behramoğlu568
Büyük Dünyada Küçük Adımlar, Prof. Dr. Orhan Kural572
Türk Yazınından Seçilmiş Aşk Şiirleri, Adam Yayınları, 1992576
Ayaklarımın Altına Serdim Dünyayı, Henrik Nordbrandt, Adam Yayınları, 1993582
Ölü Canlar, Gogol584
Üç Kitap :
  • Metin Altıok Kitabı, Edebiyatçılar Derneği, 1993
  • Behçet Aysan Kitabı, Edebiyatçılar Derneği, 1993
  • Uğur Kaynar Kitabı, Edebiyatçılar Derneği, 1993
588
İyi Bir Yurttaş Aranıyor, Ataol Behramoğlu, Boyut Yayınları, 1993594
Uzaklığın Yakınlığı, Lütfi Özkök597
Sabaha ve Geceye Dair, Emre Çağatay599
Hamriyanım, Habib Bektaş, Remzi Kitabevi600
Dip Sevgi, Turgay Fişekçi, Adam Yayınları, 1994605
Yağmurun Altında, Melih Cevdet Anday, Adam Yayınları, 1995606
Yağmurlu Leylak, Ali Asker Barut, Adam Yayınları, 1995609
İtiraflarım, Leo Tolstoy, Klasik Yayınları, 1991610
Salpa, Yılmaz Güney612
Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali, Cem Yayınevi, 1977613
Ultimatom, Paul Bonnecarrère, Milliyet Yayınları, 1977622
Irgatın Türküsü, Cahit Irgat, Adam Yayınları, 1993625
Teneke Trampet, Günter Grass631
Televizyona Dokunduk, Kandemir Konduk633
Ay ve Şenlik Ateşleri, Cesare Pavese, Adam Yayınları, 1984634
Plexus, Henry Miller, May Yayınları, 1971636
Anadolu İhtilâli, Sabahattin Selek638
Kemalist Devrim İdeolojisi, Emin Eliçin642
Batı Anadolu Tarihinde İlginç Olaylar, A. Munis Armağan647
Şuanlar, Honoré de Balzac652
Memurlar Ansiklopedisi, Nizamettin Özbek658
Uçuş Korkusu, Erica Jong661
Bozuk Düzen Okulu, Halil Beyhangil663
Şiirler, Sabahattin Kudret Aksal664
Tramvay Döşeriz Ay Döşeriz, İnci Asena, Adam Yayınları, 1992666
Sürgün, Fariha Aşrûdi,667
Önsözler

Önsöz

Babamı giderek daha iyi anlamaya başlıyorum. Her şeyden önce Türkiye’yi, yani yetiştiği, büyüdüğü, olgunlaştığı ve yaşlandığı ortamı çok daha iyi tanıdım. Ayrıca henüz yayımlanmamış yazılarını, notlarını, güncelerini okuyarak kendisini daha iyi anlama fırsatı buldum. Ve son olarak benim de yaşım kemale erdi, daha fazla düşünmeye zamanım oldu.

Özel bir anımı anlatarak başlayayım. Babam dişlerini uzun uzun fırçalardı. 10-15 dakika filan sürerdi bu süreç. Bu kadar uzun süre lavabonun karşısında kalmaktan sıkıldığından olacak, dişlerini fırçalayarak salona çıkar, pencereden dışarısını seyreder, saksıdaki çiçekleri kontrol eder, duvardaki resimlere bakar, çalışma odasına gidip belki masasını düzenler, sonra tekrar salona geri gelir sağa sola bakınır ve nihayet banyoya geri dönerdi. Aynı şeyi ben de yapmak istedim. Ama maalesef dişmacunu köpürüyor ve kısa bir süre sonra yere dökülüyordu. Babamın yere dişmacunu dökmeme becerisi üzerine çok düşündüm. Herhalde dişlerini fırçalamadan önce dişfırçasını suya tutmuyordu, kuru fırçayla fırçalıyordu ve böylece dişmacunu köpürmüyordu... Ama bu yöntem ilk yarım dakika bir sonuç veriyor, kısa bir süre sonra macun köpürmeye başlıyor, tecrübeyle biliyorum! Acaba marifet dişmacununun markasında mıydı? Hayır, o da değildi. Bakın aradan 50 küsur yıl geçmiş, bu konuyu düşünmekten vazgeçmemişim. Ne yazık ki babama da hiç soramadım. Ama galiba düşüne düşüne 50 küsur yıl sonra buldum. Hem dişmacununun köpürmeme nedenini hem de babamın bu kadar uzun süre dişlerini fırçalamasının nedenini buldum! İşin sırrı dişfırçasına eser miktarda dişmacunu sürmekte! Eğer normal bir dişfırçalama seansı 10 katı kadar uzun tutulursa, eser miktarda dişmacunu aynı etkiyi göstermeli. O kadar az miktarda dişmacununun köpüğü de ne olacak ki, yutsan bile farketmezsin!

Bu had safhada tutumluluğuna bir başka örnek: Dosyalamak için delgeçlediği kâğıtlardan arta kalan küçük yuvarlak kâğıt artıklarını Vakıf çocuklarının düğünlerinde konfeti olarak kullanmak üzere yıllar boyunca sakladı. Yıllar boyu biriktidiği konfetileri kavanozlara dolduruyordu. Biri evlenecek de... Hatta kendi yaşarken kimse evlenmez diye bana vasiyet bile etmişti. Konfeti turşusu demiştim bir gün de bana kızmıştı. Gün geldi ben evlendim! Vakıf’ta yapılan yalandüğünümde bu “konfetiler” kullanıldı. Çığlıklar eşliğinde yüzbinlerce çoğu beyaz, kimi saman kâğıdı renginde konfetiler benim ve müstakbel eşimin başından aşağı atıldı. Hemen akabinde yerlerden toplanıp bir sonraki düğünde kullanılmak üzere tekrar kavanozlarına kondu!

Buna benzer anıları çoğaltabilirim. Her biri komik, ama her biri bir o kadar duygulandırıcı. Aziz Nesin hiçbir şeyin kaybolmasını, yok olmasını, ziyan olmasını istemezdi.

– Kalbim iyi çalışmıyor ama böbreklerim sapasağlam. Kalbim yüzünden ölürsem yazık olacak sapasağlam böbreklere... demişti bir gün bana.

Bütün vücudu aynı anda ve aynı hızla yaşlansın ve pes etsin... Ölüm nedeni, akciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, beyin kanaması, apandisit patlaması, kan donması gibi uzun bir liste olsun...

Gördüğü rüyaların uçup gitmesine de üzülüyordu. Hatırladıklarını not edip “Rüyalarım ziyan olmasın” adlı bir dosyada biriktirmekte buldu çözümü. Ölümünden sonra rüyalarından bir kitap yaptık. Ama ya unuttuğu rüyalar? O kadar üzülürdü ki onlara. Oysa üzerinde ne kadar güzel bir etki bırakmıştı o gece gördüğü rüya. Gitti gider güzelim rüya!

Kurumuş bir ağaç. Kurumuştur ama sarmaşık her tarafını kaplamış.

– Bak, ağaç kurumuş ama hâlâ bir işe yarıyor...

Bir gün Vakıf bahçesinde ayakta konuşuyoruz. Daha doğrusu tartışıyoruz. Konu anlaşamadığımız onlarca siyasi konulardan biri olmalı. Karşılıklı ayakta duruyoruz. Çoğu zaman olduğu gibi o konuşuyor, ben dinliyorum. Birden,

– Aaaa, aaaaa... Aaaa... diye haykırmaya başladı.

Ödüm patladı. Arkamdan son hızla bir tren filan geliyor olmalı, bunun başka bir açıklaması olamaz... Kendimi can havliyle yana attım. Babam hayret çığlıkları atmaya devam ederek bana bir boşluğu gösteriyordu:

– Bak, bak gördün mü? Aaaa, aaaa...

Hiçbir şey göremiyordum. Anlattı sonra. Meğer benim arkamda bir fidan varmış. Çocuklar ve çalışanlar fidanı sulamamışlar, kurutmuşlar, babam da çok kızmış, bağırmış, azarlamış, “sulayın, belki canlanır” demiş, ama aradan bir ay geçmiş ve babamın artık hiçbir umudu kalmamış. Benimle konuşurken o kuru fidanı görmüş, bir ucundan yeşermiş... Attığı çığlıklar sevinç çığlıklarıydı... Fidan ziyan olmamıştı, doğayı ve yaşamımızı zenginleştirmişti.

İşte böyle bir adamdı Aziz Nesin.

Kitaba gelelim: Okuyacaklarınız, kendisiyle birlikte yokolmasını istemediği okuduğu kitapların izlenimleridir.

Ali Nesin 6 Temmuz 2014

Okuduğum Kitaplar’ın Önsözü

“A

ziz Nesin çok okuyan bir yazardı” diye başlamak istiyorum önsöze, ancak bu tümce tam gerçeği ifade etmez. Aziz Nesin çok değil, çok çok okuyan bir yazardı. Sadece edebiyat ve edebiyat üzerine değil, ileri akademik düzeyde kitaplar da okurdu. Ve ciddi bir okurdu; hep masa başında ve not tutarak okurdu. Gazeteleri bile masasında okurdu. Aileden birini, yerde, yatakta, koltukta, kanepede okurken görse, kendini tutamaz, okumanın ciddi bir iş olduğunu söyler, kitaba saygı duyulması gerektiği konusunda uyarılarda bulunurdu. Yalnızca son birkaç yılında geceleri yatağında şiir kitabı okuduğunu gördüm.

Son yıllarda gözleri neredeyse hiç görmüyordu. Çok zorlanarak okuyordu. Okuması daha az zahmetli olduğundan şiir okuyordu genellikle. Roman ve öyküleri Vakıf çocuklarına ya da arkadaşı Ayben Kop’a okuturdu. Ölümünden sonra, başucunda, okunmuş ve okunmayı bekleyen yüzlerce kitap bırakmıştır.

Notlarını genellikle kitaplara yazardı. Bu notları daha sonra, zaman bulabilirse kâğıda geçirip dosyalardı. Dosyanın adı, “Okuduğum Kitaplar”dı. Ölümünden sonra Vakıf’taki dolaplardan dört klasör dolusu “Okuduğum Kitaplar” notu çıktı. Yarısı eski yazıyla yazılmıştı. Onlar daha yeni yazıya çevrilmedi.

“Okuduğum Kitaplar” notları, Aziz Nesin’in de defalarca belirttiği gibi, eleştiri yazısı olarak değerlendirilmemeli. Bunlar

* Okuduğum Kitaplar 2000 yılında Adam Yayınları tarafından basılmış, 392 sayfalık bu kitabın içerdiği yazılar, Nesin Vakfı arşivinde bulunan ilgili diğer yazılarla birlikte temel olarak yazılma tarihlerine göre sıralanarak Okuma Güncesi’ne alınmıştır.

bir yazarın okur olarak tuttuğu, kendi kişisel beğenisini, kendi öznel görüşünü yansıtan notlardır.

Bu notlarda benim en çok dikkatimi çeken, bana en ilginç gelen, Aziz Nesin’in düşünsel dürüstlüğüdür. Yazarı kim olursa olsun, ne kadar tanınmış olursa olsun, Aziz Nesin genel yargıya kendini teslim etmeden, kendini akıntıya bırakmadan, bir kitabı eleştirmekten, hatta kimileyin yerden yere vurmaktan çekinmemiş. Her an tetikte olduğu kesin.

Aziz Nesin’in bu düşünsel dürüstlüğü, bu kitapta yer almayan, 1950’de tuttuğu kitap notlarında da kendini gösteriyor. Bundan çıkardığım sonuç şu: Aziz Nesin tüm yaşamı boyunca kendine yalan söylememiş, kendini kandırmamış, her düşünceyi kendi süzgecinden geçirmiş, en azından bu uğurda büyük bir çaba harcamış bir aydındır. Toplumun yadırgadığı düşünceleri, ilginç çıkışları, düşündüğünü çekinmeden söylemesindeki cesareti, hiç kuşku yok ki, bu dürüstlüğünden kaynaklanıyor.

Ali Nesin 12 Eylül 2000

Kitaptan bir bölüm

Hücredeki Adam, Samet Ağaoğlu

Samet Ağaoğlu’nun önemli bir politikacı ve bakan olduğu zaman da kitapları yayımlanmıştı: Kuvayı Milliye Ruhu, Babamdan Hatıralar, Babamın Arkadaşları.

Bakan Samet Ağaoğlu’nun kitabı yayımlandı mı, gazetelerde, dergilerde hemen eleştiriler çıkardı; bunlara eleştiriden çok övgü demek daha doğru olurdu.

Şimdi hükümlü olduğu ömürboyu hapis cezasını çekmekte olan Samet Ağaoğlu’nun yeni bir kitabı çıktı: Hücredeki Adam. Kitap çıkalı üç ayı geçiyor ama dergilerde kitap için bir eleştiri göremedik. Bu durum, toplumsal niteliğimizi değerlendirir. Bütün insanlar, bu türlü acı gerçekleri çok iyi bildiklerini sanırlar. Amerika’yı da herkes bilir ama herkes Amerika’yı görmemiştir. Herhangibir doğruyu ezbere bilmek başkadır, yaşayarak bilmek yine başka... Samet Ağaoğlu, bildiğini sandığı gerçekleri, şimdi yaşayarak bidaha biliyor. Bu acıları çekmeden bilemezdi, nitekim bilemiyordu.

Bilmediğinin bir örneği: Bir şair 1951’de Türkiye’den kaçmıştı. Küçük bir çocukla, yardımsız, bakımsız, desteksiz kalan eşinin kapısına, içinde üç sivil polis memuru bulunan bir cip yerleştirildi. Bu üç polis ve cip on yıl boyunca, çocuklu ve tek başına bir kadının arkasındaydı. Niçin? Bu devlet bütçesine çok pahalıya patlayan bir işkencedir. Toplumumuzu biliriz: Kapısında cipli üç polisin beklediği kadını herkes yalnız bırakır, yapayalnız, bibaşına, kimsesizliğe ve açlığa... Bu kadın pasaportunu alıp gitmek istedi. Pasaport verilmedi. Kadın o zamanki hükümetin içinde derdini anlatabilecek birini aradı; bulduğunu sandı: Samet Ağaoğlu... Bu bakan yazardı, sanatçıydı, yani insan çilesini anlardı, yalnız başına bırakılmış bir ananın dramını anlardı. Yani kadın böyle sanıyordu.

Bakana gitti. Bakan Samet Ağaoğlu bu kadına ne yaptı dersiniz? Kovdu.

– Ne cesaretle bana geliyorsun! diye bağırarak kovdu. Bu kovuluştan sonra o anne, yalnızlığı, tek başına bırakılmışlığı, umarsızlığı içinde günlerce ağladı.

Niçin bu olayı anlattım, bilir misiniz? Bana öyle geliyor ki Hücredeki Adam’ın yazarı, ömürboyu hapse hükümlü eski bakan Samet Ağaoğlu’nu hapisten çıkarınız, onu yeniden bakan yapınız ve ona yine o kadın ricaya gitsin, sanırım bu kez kadını kovamayacaktır.

İşte, yaşayarak gerçeği anlamak budur. Ama ne yapalım ki, bakanlık sorumunu üstüne yüklenecek olan insanları böyle bir anlayışa ulaştırmak için, onları hayat çarkının bütün dişlileri arasından geçirmek elimizde değil ki...

İnönü yetmişdört mü, yetmişbeş mi yaşındaydı... Cezaevindeki damadını görebilmek için, kucağında torunu, cezaevi kapısında bekliyordu. Gazetelerde resimleri çıkmıştı: Üç çeyrek yüzyıl yaşamış, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından, Cumhuriyet’in kurucularından, eski başbakan, eski Millî Şef, eski cumhurbaşkanı, kucağında torunu cezaevi kapısında...

Bu resimleri gazetelerde görünce, ister istemez bir de kendimizi düşündüm. İnönü’nün cumhurbaşkanlığında, başbakanlığında cezaevlerinde olduğum günleri. Çocuklarımız, İnönü’den daha yaşlı babam cezaevi kapısında beklerdi. Görüşmemiz çok, çok zordu.

O günlerimin acısıyla, torunu kucağında cezaevi kapısındaki İnönü için, “Nasılmış...” diye düşünemedim. Çok kişi acınmıştır İnönü’nün o günkü durumuna. Ama bana öyle geliyor ki İnönü’nün cezaevi kapısında, torunu kucağında bekletilişine çokaz kişi benim kadar üzülebilmiştir. Çünkü o acıyı, o acının ne olduğunu ben, ezbere değil, yaşayarak biliyorum.

Bizim politika ileri gelenlerimiz doğrudan yaşayarak öğrendikleri zaman, artık iş işten geçmiş oluyor. Onun içindir ki emekliye ayrıldıktan, işbaşından çekildikten, iktidardan düştükten, cezaevlerine girdikten sonra onlarla konuşunuz, ne kadar doğru düşündüklerini şaşarak göreceksiniz.

Şunu demek istiyorum: Yazar, sanatçı, öykücü Samet Ağaoğlu’nun cezaevinde bulunuşuna çokaz kişi benim kadar üzülebilir; onu çok sevdiğimden değil, nasıl bir drama düşmüş olduğunu yaşayarak bildiğimden...

Ne zaman bizde bir sanatçı, bir bilimci, uğraşı olarak, iş diye politikanın içine girse, hem politikayı pisletir hem kendisi o pisliğe bulanır. Ahmet Mithat Efendi’yi düşünsenize... Türkiye’de ilk roman deyince o, ilk öykü deyince o, Türkiye’deki ilklerin pekçoğu Ahmet Mithat Efendi’dir. Ama politikanın içine dalınca o büyük Ahmet Mithat Efendi küçülüverir, miniminnacık olur. Göbeğine varan sakalından utanmadan, daha önemlisi boyunu aşan kitaplarından utanmadan Abdülhamit’e jurnalcilik eder. Basiret gazetesinde, ancak Mithat Paşa öldürülürse “Aziz vatan kurtulacak!” diye yazar.

Ya koca Ahmet Vefik Paşa?.. Türkiye’de tiyatro deyince ilk akla gelen onun adıdır; hem sanatçı hem de bilimci... Ama ne yazık ki Abdülhamit ilk Meclis-i Mebusan’ı kapattırmak için Ahmet Vefik Paşa adlı kuklasının ipini çeker.

Büyük tarihçi, tarihinde “üslup sahibi” Ahmet Cevdet Paşa, uğraş olarak politika çamuruna batınca kirlenmekten kurtulamadı. Büyük ölçüde sanatçı, bilimci olup da politikaya girince temiz kalmış olanını anımsayamıyoruz. Namık Kemal bile... Aslan yeleli Vatan Şairi, yıllarca savaştığı istibdadın mümessiline sığınır en sonunda.

Bu gözlemlerden sanatçının yada bilimcinin politikayla uğraşmayacağı yargısına varılmamalıdır. Tam tersine, asıl o politikayla uğraşacak. Ne var ki sanatçının devrimciliği ve ilericiliği, onu herzaman tutucu olan iktidar politikasının karşısına koyar, yanına ve arkasına değil... Sanatçı ve bilimci ne zaman iktidarın koluna girmişse, kirlenmiştir. Sanatın yeri, iktidarın karşısı... Çünkü sanat, günün ancak sezilebilen

Farklı yayınevi baskıları

Baskılar

Okuma Güncesi — İlk baskı 2014

İlk baskı 2014

Okuma Güncesi