AZİZ NESİN← Tüm eserleri
TR
Aziznâme kitap kapağı
İlk baskı 1948

Şiirleri

Aziznâme

Yazar
Aziz Nesin
Eser türü
Şiirleri
İlk baskı yılı
1948

Nesin’in siyasal taşlamalarını topladığı erken kitabıdır. Yönetilenlerle yönetenler arasındaki ilişkiyi alaya alan şiirleri, hükümeti aşağılama suçlamasıyla dava konusu olmuş; yazar, kitabı yüzünden arandığı dönemi özyaşam anlatısında da ayrıntılarıyla aktarmıştır.

Bu eseri içeren derleme

Aziznâme, Hazreti Dangalak ile birlikte Taşlamalar içinde yayımlanıyor.

Taşlamalar son baskı kapağı
Son baskıTaşlamalar
İçindekiler

Başlıklar ve sayfa numaraları Taşlamalar baskısına göredir.

BölümSayfa
Aziz Nesin’in Önsözü11
“Ata’m İzindeyiz!”15
10. Yıl Marşı18
Sarı Çizmeli Memet’e Mektup19
Kompradorun Destanı21
Aman Sülüman!23
Fıstıkî24
Topal Eşşekle26
Ağanın Destanı28
Perşembenin Gelişi30
Ne Sağcıyız Ne Solcu!32
Bayramdan Bayrama34
Bahar Vurmuş Başına!36
Denk mi?38
Han Duvarları40
Kalmadı42
Sevgilime44
Var!46
Yiğitliğe Krem Sürme Tosunum47
Destan48
Eferüm Oğlum Ehmet!50
Elimden Gelen Budur...52
Elem Tere Fiş54
Budur Sana Müstahak57
Giden Gelen60
Enayi62
Yarabbi Şükür64
Padişahım Çok Yaşa!..66
Bir Büyük Adamın Anı Defterinden68
Mektup69
Soru70
Ve Elhasıl72
Kırkbirbuçuk Maşallah74
Gelir Hatırıma76
İtiraf77
Taşlama78
Tezekten Terazi81
Battı Balık82
Bir Tane Olsa84
Bayram86
Ederler88
Yalova Kaymakamı90
Olmayacak!92
Mini Mini Valimiz95
Uzatma Sözü98
Gelip Geçenler100
Yürümüyor102
Hakkını Helal Et!104
Evdeki Bulgur106
Neden108
Çöpçüye Destan110
Diye Diye113
Çile Bülbülüm Çile!114
Eşber116
Makasa Övgü118
Boynuz Ararken!..120
Baktın Zaman Uymuyor!121
Bayım!..122
Günün Adamı’nın Türküsü124
Olsan da Bir, Olmasan da Bir126
Nedir?128
Herşeyi Var!130
Ya Herro, Ya Merro (To be or not to be)132
Donsuzun Gönlünden Geçen133
Ne Söyle Ne İşit!..134
Kazık136
Doğru Söyleyenleri!138
“Rok’n Rol” Şarkısı140
Yeni Yıla Girerken142
Gazel143
Torbada Keklik144
Böyle de146
Bizdedir148
Dam Üstünde Saksağan150
Altı Kaval152
Ata Et, İte Ot Verme!154
Tavlabaşı156
Hergün Bayram158
Ramazan Manileri161
Ramazan Manileri164
İnsanoğlu166
Kuru Fasulyeye Övgü168
Fasulyenin Suyu170
Zamanı Geldi172
Geliyor!174
Karagöz için Perde Gazeli175
Al Muskanı Hocam!178
Kurban Bayramı180
Minnetsiz181
En Akıllımız Deli Ahmet182
Beleş184
Önsözler

Aziz Nesin’in Önsözü

Onlara

Zannetme ki dâim bi şekcesine
Siz her anırdıkça huu çeker millet
Alkış beklerken siz eşşekcesine
Verir hakkınızı, yuu çeker millet!

“Aziznâme I”den, 1948

Aziznâme III

“Aziznâme I”i 1948’de yayımlamıştım. “Aziznâme I”deki taşlamalarda “Hükümetin manevî şahsiyetine hakaret” ve “Komünizm propagandası” olduğu iddiasıyla bu suçlardan sanık olarak tutuklandım. Sultanahmet Cezaevinde dörtbuçuk ay tutuklu kaldıktan sonra, Istanbul 2 inci Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla beraat ettim.

1960 yılında “Aziznâme II”yi yayımladım. Şimdi yayımlanmış olan “Aziznâme III” de, tek parti iktidarı olan Millî Şeflik döneminde, on yıllık Demokrat Parti İktidarı döneminde, Millî Birlik ve sonraki koalisyon iktidarları dönemlerinde ve en son AP iktidarı döneminde, 1944 - 1970 arası yazıp dergilerde yayınladığım ve önceki Aziznâme’lerde olan taşlamalardan seçmeler derlenmiştir.

Edebiyatın bir manzum türü olan taşlamayı, sanat değeri taşımasından çok, edebiyat yoluyla bir politik ve sosyal mücadele silahı olarak değerlendirmek daha doğru olur. Taşlamaların sanat ve estetik değerleri yoktur, demek istemiyorum ama taşlamayı biçim benzerliğinden ötürü şiir sanmamak gerektiğini anlatmak istiyorum. Taşlama, kendi ölçüleriyle değerlendirilmelidir. Önce öz bakımından taşlama, şiir sayılmamalıdır. Çünkü taşlamada mizahın en acısı olan yergi vardır; yergi ise sanatçının duygusal değil, zihinsel bir ürünüdür. Taşlamalarda zihinsellik önde gelir, daha ağır basar.

Mizah genellikle zihinsel bir sanat işlemidir. Mizah da, karamizaha ve yergiye dönüştükçe, zihinsellik artar. Taşlama ise mizahın en acı, en düşünülerek, tasarlanarak yapılan türüdür.

Biçim bakımından taşlama, yerginin manzum olanıdır. Manzum ama ille de ölçülü, uyaklı olması gerekmez. Ancak, ölçü ve uyağın ezberlemeyi, akılda tutmayı sağlayan önemli bir araç olduğunu düşünürsek, bir mücadele silahı olarak kullanılmak istenilen taşlamanın, halka kolay yayılması için ölçülü ve uyaklı olması yeğ tutulmalıdır. Örneğin Ziya Paşa’nın beyit beyit akılda kalmış olan taşlamaları, düzyazı yada ölçüsüz, uyaksız olsalardı, bu oranda ezberde kalamazlardı.

Politik ve sosyal bir mücadele silahı olarak kullanılan taşlamalar, satir tiyatroları, kabare tiyatroları, kimi eylemci tiyatrolar, müzikal politik tiyatrolar gibi, tiyatronun yergi türlerinde şarkı olarak kullanılmaya çok elverişlidirler. Nitekim bu kitaptaki taşlamaların pek çoğu bestelenmiş, tiyatrolarda şarkı olarak söylenmiştir.

Politik bunalımın ve gerilimin arttığı dönemlerde taşlamaların mücadele silahı olarak birden önem kazandığını görüyoruz. Gazeteler bile bu olağanüstü dönemlerde hemen Fikret’in, Eşref’in taşlamalarına el atarlar. 27 Mayıs 1960’dan önceki biriki ay içinde, sıkıyönetim baskısı altında, bu kitaptaki taşlamalardan bikaçı, daktiloda, teksir makinesinde çoğaltılarak, bir yapraklık kâğıtlara basılarak sokaklarda, gizli gizli halka dağıtılıyordu. Daha önce dergilerde yayınlanmış olan bu taşlamaları yayanlar ve halk bunları gizlice yazılmış sanıyordu. Bu taşlamalardan binlerce bastırılıp yayılanlarından birinin altına, kimbilir hangi erekle, Behçet Kemal adı konulmuştu. Yönetimin baskısı arttıkça gizlilik de artıyor.

Divan edebiyatımızın büyük taşlamacıları vardır. Ama Divan Edebiyatı taşlamacılarının, genellikle, en belirgin üç niteliği; çıkarlarına göre övgü düzdükleri kişileri, çıkarları bozulunca yermiş olmaları, kişisel nedenlerle taşlama yazmaları, bir de ağızlarına yada akıllarına gelince, kendilerini ve ağızlarını tutamayıp nükte için nükte oturtmaları, yergi için yermeleridir. Bu genellemenin dışında kalan ayrıcaları pekçok değildir. Bu bakımdan Divan Edebiyatımızın Nefî gibi, Osmanzâde Tâib gibi büyük taşlama ustaları tutarlı görünmüyorlar. Ziya Paşa, Namık Kemal, Fikret, Nâzım gibi salt taşlamacı olmayan şairleri dışta tutarsak, sanat çalışmalarının ağırlığı taşlama olanlar içinde, en tutarlı görünenler Eşref’le Neyzen Tevfik’tir. Eşref, ağız bozmada ve nükte için nükte yapmada, eski kötü geleneği sürdürmekle birlikte, zorba yönetime ve baskıya karşı başkaldırmada bir tutarlılık göstermektedir. Aynı geleneklere bağlı kalan Neyzen, yobazlığa karşı gelişinde tutarlılık göstermiştir.

İkinci Aziznâme’nin önsözünde, “Dileriz, bundan sonra eski günleri özletmeyecek, gerçekten iyi günler gelsin...” dileğinde bulunduktan bikaç ay sonra, tıpkı eski dönemlerde olduğu gibi, Millî Birlik iktidarınca da tutuklanmıştım.

Muallim Naci, “Lugat-i Naci” adlı sözlüğünde, yergi ve taşlamayı “hicv”, ağza alınan çok acı bişeyi yutamayıp da tükürmeye benzetir. Çok yerinde bir benzetiş... İşte buyüzden olacak, kendimi tümüyle taşlamaya ve yergiye veremedim. Hiçbir zaman istekle, hevesle taşlama yazmadım, taşlama yazmak zorunda kaldım yada bırakıldım. Özlemimiz, yutulamayacak acı şeylerin ağza alınmaması için, bozuk düzenin sağdüzene dönüşmesi, mutlu bir topluma kavuşmamızdır.

Aziz Nesin

Farklı yayınevi baskıları

Baskılar

Aziznâme — İlk baskı 1948

İlk baskı 1948

Aziznâme — 1948

1948

Aziznâme — 1960

1960

Aziznâme — 1970

1970

Aziznâme — 1973

1973

Aziznâme — 1983

1983

Künye Farklı yayınevi baskıları

1948
Kendi yayını
1960
Karikatür Yayınları
1970
Tekin Yayınevi
1982
Karacan Yayınları

Aziznâme