Kitabın Sonsözü
İlk yazı denemem yada alıştırmam oyundur. Sanıyorum 8 belki 9 yaşımdaydım. (1923) Cunhuriyetin ilanından çok kısa zaman sonraydı. Bir komşu kadın beni bir yaz gecesi bir bahçede (Yangın yerinde) kurulu bir tuluat tiyatrosuna götürmüştü. Orda seyrettiğim ilk oyunun etkisiyle ve o oyuna öykünerek yazmıştım.
Davutpaşa Ortaokul birinci sınıf öğrencisiyken ilk roman alıştırmamı yazmıştım, bir defter dolusu. (1928)
O tarihten sonra şiir çalışmaya başladım ve bugüne dek şiir çalışmalarıma hiç ara vermedim.
Asker okulunda okuduğum, sonra da subay olduğum, o dönemde şiirle ve yazınla uğraşanlara askerlikte pek de iyi gözle bakılmadığı için, yayımlanan yazı ve şiirlerimde kendi adım olan Mehmet Nusret Nesin’i hiç kullanmadım; öykülerimi babamın adı (Abdülaziz) Aziz Nesin takmaadıyla, şiirlerimi de o zamanki eşimin adı olan Vedia Nesin takmaadıyla dergilerde yayımladım.
İlk şiirlerim, Sedat Simavî’nin sahibi olduğu 7 GÜN dergisinin okur şiirleri sayfasında yayımlanıyordu. Okur Şiirleri sayfasını, çok kişinin sandığı ve kimi yerlerde yazıldığı gibi, o zamanlar Nihat Sami Banarlı değil, değerli bir yazıncı olan İbrahim Alaettin Gövsa yönetirdi. Nihat Sami’nin bu işi üstlenmesi çok daha sonradır. Bu sayfayı uzun süre İbrahim Alaettin Gövsa yönettikten sonra Faruk Nâfiz Çamlıbel yönetmeye başladı. Her ikisinin bu işi ne denli ciddiye aldıkları, o sayfada genç ve özenci şair ve öykücülere verdikleri yanıtlardan bellidir. Yazın dersi niteliğindeki bu yanıtlar yazın tarihimiz bakımından da çok önemlidir. Çünkü, çağdaşım olan günümüzün pekçok ünlü şair ve yazarı 7 GÜN dergisinin bu sayfasından çıkmışlardır.
Bu sayfanın yönetimi Nihat Sami Banarlı’ya verildikten sonra, ordaki eleştiri ve değerlendirmelerin düzeyi de düşmüştür. Bu görevi Nihat Sami Banarlı’nın üstlendiği günlerde, ben artık özenci bir şair
Bu yazı Seviye On Ölüme Beş Kala ile Kendini Yakalamak’ın birleşik basımlarında ve Bir Aşk Var Bir de Ölüm‘de yer almıştır. – y.n.
değildim, profesyonel bir yazardım ve 7 GÜN dergisinin yazar ve yöneticilerinden biriydim.
7 GÜN dergisinin özenci şairleri sayfasında çıkan Vedia Nesin imzalı şiirlerim belli bir çevrede ilgi uyandırmıştı. Şiirlerim dergide bir ayrıcalıkla, örneğin çerçeve içinde yayımlanmaya başlamıştı. O günlerde Ankara’da Remzi Oğuz Arık’ın yönettiği sağ eğilimli aylık MİLLET Dergisi’nin Şubat 1943 tarihli 10. sayısında, Ömer Bedrettin Uşaklı’nın “Memleket Şiiri” başlıklı bir yazısı çıktı. Bu yazısında Ömer Bedrettin Uşaklı, benim 7 GÜN Dergisi’nde çıkan şiirlerimden de sözediyordu. Bu, benim şiirlerim üzerine yazılmış ilk eleştiridir. (1943)
1944 yılında profesyonel yazar olarak çalışmaya başladığımda, 7 GÜN’ de yayımlanmış şiirlerimi bir kitapta derlemeyi tasarlamış ve bunun için girişimde de bulunmuş, ama başaramamıştım. O tarihte bir şiir kitabımın çıkamamış olmasının benim için ne büyük şans olduğunu sonraları anladım.
Uzun yıllar şiir yayımlamadım, ama şiir çalışmalarımdan hiç uzak kalmadım. 1955 yılında, gülmece yazarı olarak artık ünlendiğim günlerde, şiirlerimden bir seçmeyi kitaplaştırma isteğine yeniden kapıldım. İlhan Selçuk’un sahibi olduğu basımevinde ON DAKİKA adlı şiir kitabımı bastırdım. Şiirlerimi kitaplaşmış olarak görünce sevmedim, hiç beğenmedim. Kitaplığım için kendime üçünü ayırdıktan sonra, ON DAKİKA adlı üçbin şiir kitabımı, Cağaloğlu’ndaki DÜ- ŞÜN Yayınevi’min bahçesinde yaktım ve hiçbirini piyasaya vermedim. Çünkü, ilk şiirlerimde Yahya Kemal ve daha çok Faruk Nâfiz gibi şairlerin etkisinde kaldığım gibi, bu kitaptaki şiirlerimde de Nâzım Hikmet’i öykündüğümü anlamıştım. Bundan sonra uzun yıllar kendi sesimle, kendi rengimle kendi şiirimi yazabilmek için çalıştım. Bunu başardığıma kendimi inandırdığım zaman şiir kitaplarımı çıkarmaya başladım: “Sondan Başa”, “Seviye On Ölüme Beş
MİLLET, sağcı bir dergiydi kuşkusuz, ama ciddi ve düzeyli bir dergiydi. Sağın saygın aydınları o dergide yazıyordu. MİLLET’in bir sayısında YURT VE DÜNYA Dergisi’ne karşı saldırgan bir eleştiri çıkınca, YURT VE DÜNYA’yı da buyüzden okumaya başlamıştım. O tarihte üsteğmendim.
Kala”, “Kendini Yakalamak”, “Hoşça Kalın”. Şimdi de beşinci şiir kitabım “Bir Aşk Var Bir de Ölüm”ü yayımlıyorum.
Altmış yıldanberi yazıyorum ve elli yıllık profesyonel yazarım. Bu yarım yüzyıllık yaşamım boyunca doksanın üstünde kitabım yayımlandı. Doksan şunca kitabım için tek satır yazmamış olan kimi eleştirmenler, şiir yazmamı yadırgamaktan da öte, şiir yazdığım için beni kınadılar. Haklılıklarını yada haksızlıklarını en büyük ve en doğru yargıç olan zamana bırakmak için, 1943 yılında yazılmış olan Ömer Bedrettin Uşaklı’nın eleştirisinden başlayarak şiirlerim üzerine yazılmış bütün eleştirileri her şiir kitabımın sonuna ekliyorum.
Millet Dergisi’nin Şubat 1943 tarilli 10. sayısında, Ömer Bedrettin Uşaklı’nın “Memleket Şiiri” başlıklı yazısı şöyle son buluyor:
Şüphe götürmez bir gerçektir ki, yeni neslin gençleri arasında övülmeğe değer genç kabiliyetler vardır ve memleket şiiri yolunda, güzel, müjdeli örneklere hemen her dergide rastlamak mümkündür. Bazan heveskâr sütunlarında bile pek güzel ve
yeni şiirler çıkıyor.
İşte 7 GÜN mecmuasının böyle bir sütununda basılmış bir şiir ki, genç kadın şairlerimizden birçoğunun şiirlerinden üstün yeni bir güzellikte olan bu şiirden bir parçayı şiirseverlere
bilhassa göstermek isterim.
SON GÜNÜM
Tabutumun bir kolundan tutup taşısam kendim,
Çünkü ben son günüm için bütün bir ömür verdim.
Elimle tutup kalbimi deseydim vâdem tamam,
Bana namaz kılanlara olsaydım kendim imam.
Sonra elimle toprağı çekip örtsem üstüme,
Bürünsem hiç duyulmamış arzulardan örtüme.
Kendim vereyim telkin, dostlar beni bırakın,
Günahım sorulursa siz cevap vermeyin sakın.
Hatta ben, şiirimizin zafer ve müjdelerinden olan aynı imzanın harp ve zafer şiirini de yazıma tatlı ve kutlu bir bağlantı olarak aynen alacağım.
Haydi süngüm merdol, haydi gayret,
Söylenecek sözler var dudakta.
Aç ağzımı süngüm, aşkı söylet,
Aşkım ki bir duman çok uzakta.
Yanımda yatıyor son zaferim,
Başında uçuyor melekler,
Diyorlar şehidim, cennet yerim,
Anladım gönlüne gömecekler.
Fatmam, verilmemiş madalyamsın,
Kalbimin üstünde çiçek.
Mezar taşım yok ki arayasın,
Arasan da beni kim bilecek.
Değerli okurlarım,
Şiir kitaplarına, kitabın eleştirilerini, yorum ve değerlendirmelerini koymak gelenek ve türesi yoktur. Böyleyken, ben yine de şiir kitaplarıma şiirlerimin eleştirilerini koyacağım. Bunu niçin yaptığımı anlayacağınızı biliyorum. Kimi eleştirmenlere benim yapabileceğim, elimden gelen iyilik de ancak bu olabilir. Böyle bir açıklamada bulunmak zorunu duyduğum için beni bağışlayacağınızı umuyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
Nesin Vakfı, 9 Ağustos 1987
Aziz Nesin’in “şiirleri” de ayrı bir konu. Aziz Nesin gibi yaşını başını almış bir yazar o lâfları “şiir” diye nasıl yayımlar, anlamak zor. Karadenizli yapı ustaları ne kadar mimarsa, gülmece yazarı Aziz Nesin de o kadar şair!
Fethi Naci Milliyet Sanat Dergisi 15 Ocak 1981
Çekoslovak Türkolog Ludeck Hrebiçek, 10 Ağustos 1984 tarihli mektubunda şöyle yazıyor:
“Sondan Başa” adlı kitabınızdaki, Nöroloji kliniğinde yazdığınız şiirlerden dördünü derhal çevirdim. Onlara kısa bir önsöz ekledim ve Novy Orient Dergimize verdim. Yazdığım önsöze, Fethi Naci’nin şiirleriniz için yazdığını ekledim. Bu eleştirmen, istemeyerek, yapıtlarınızın estetik prensibini de keşfetmiş oldu. Bu yüzden milyonlarca okur sizi seviyor. Siz, soğuk mimari yapmıyorsunuz, yapıtlarınızı gerçek yaşamın tuğlalarından kuruyorsunuz.”









