Yirmiiki Yıl Sonra Geriye Kalan
5 Ocak 1953 Pazar günlü Cumhuriyet Gazetesinin ikinci sayfasını açarsanız, beş ve altıncı sütunlarda, çerçeveli çift sütun bir küçük ilan göreceksiniz. Yirmiiki yıl önce yayımlanmış bu ilanın, bende, her ansıdıkça üzüntüsünü duyduğum bir acı anısı vardır. İlanın başlığı şöyleydi : “İntihardan Vazgeçtim”.
Bu ilanın şöyle bir ilginç öyküsü vardır.
Onaltı ay tutuklu kaldıktan sonra, sürgün olarak gönderildiğim Nevşehir Cezaevinden, cezam bittiği için çıkarılmış, ama özgür bırakılmamıştım. Yanıma verilen bir polisle birlikte Istanbul’a getirilmiştim. Istanbul’da onaltı ay gözetim altında tutulma cezam vardı.
O günlerde hiçbir gazete ve dergide bana iş vermiyorlardı. Hiçbir yerde yazımı yayımlamıyorlardı. Artık, eskiden olduğu gibi kendi başıma dergi çıkarmak olanağım da kalmamıştı. Bu ağır koşullarda iki çocuğumla çok zor durumda kalmıştım.
Geçinebilmek için bir küçücük kitap çıkarmayı tasarladım. Markopaşa ve onun süreği olan gülmece gazetelerindeki öykülerimden ondördünü seçerek, adına kitap bile denilemeyecek, kırksekiz sayfalık bir kitapçık düzenledim. Başvurduğum yayımcıların, kitapçıların hiçbiri bu kitabımı yayımlamak istemedi. Kendim yayımlayabilmem için de param yoktu. O zaman Babıâli’de kâğıt alışverişi de yapan hamallardan birinden krediyle kâğıt aldım. Bir basımevinde de yine krediyle kitabımı dizdirtip bastırdım. Ressama para veremeyeceğim için kapak resmini de kendim yaptım. Ucuz olması için, kapak kötü bir kâğıda iki renkli olarak basıldı.
Bu benim ilk öykü kitabımdı. Bundan önce bir formalık bir broşürüm çıkmıştı ama, o bir kitap sayılamazdı.
Bu ilk öykü kitabımın adını Geriye Kalan koymuştum. Çünkü sekiz yıllık çileli gazetecilik yaşantımdan, zamanın iktidarlarıyla olan o amansız kavgadan, sonunda kala kala, derlediğim bu ondört öykü geriye kalmıştı.
Geriye Kalan
Mizahî Hikâyeler
Oluş Yayınları : 1
Fiyatı : 50 kuruş
Kitabı dağıtabilmek, satabilmek için okura duyurmak gerekiyordu. Üç gazeteye kitabımın ilanını götürdüm. Üçü de ilanımı koymadı. Benim adım olduğu için, kitabımın ilanını almıyorlardı.
Cumhuriyet Gazetesinin ilan işlerine de bakan idare müdürüne gidip parasını verdiğim halde neden kitabımın ilanını gazeteye koymadıklarını sordum. Neden göstermek zorunda değildi. O zaman, kitabımı okumasını önerdim. Pavyonların, barların, içkili ve şarkılı gazinoların ilanları çıkıyordu da, neden benim kitabımın ilanı adımla çıkmıyordu ? İdare müdürü Nuri Bey yine, ilanımın basılamayacağı cevabını verdi.
Ertesi gün, Cumhuriyet Gazetesinin “Yazı işlerini fiilen idare eden” sorumlu yönetmeni Cevat Fehmi Başkut’a gidip ilanımı yayımlamalarını rica ettim. Bu işlerle uğraşmadığı yanıtını verdi.
Ne Cumhuriyet Gazetesinde, ne de öbür gazetelerde adımla bir ilan yayımlatmanın olanağı yoktu. İlan çıkmazsa, kitabım dağılmaz, satılmazdı. Geçim için para kazanmam şöyle dursun, kitabın basılabilmesi için üstlendiğim borçlarımı bile ödeyemeyecektim. Sonunda, adımı koymadan kitabın ilanını gazeteye vermenin yollarını aradım. Yazarı bilinmeyen bir kitabın satışı için çekici bir ilan biçimi bulmalıydım. Bikaç ilan yazdım. Bunlardan biri “Müjde ! Artık saçınız dökülmeyecek !” diye başlıyordu. Geriye Kalan adlı kitabı okuyan cavlak kafalıların bile, güle güle saçları çıkacaktı. Bunun gibi daha başka ilanlar yazdım. Sonra içlerinden en uygun bulduğum birini, kitabımı dağıtacak olan dağıtımcı Nihat Özcan’la Cumhuriyet Gazetesine gönderdim. O ilan, 25 Ocak 1953 Pazar günü, Cumhuriyet Gazetesinin ikinci sayfasında yayımlandı.
Yayımlanan o ilan şudur :
İntihardan Vazgeçtim
İntihar için evden çıktığım bir sabah, bir arkadaş elime bir kitap tutuşturdu. Kitabı bitirdikten sonra intihardan vazgeçtim. Bütün bezginlere, kederli ve küskünlere Geriye Kalan isimli mizahi hikâyeler kitabını tavsiye ederim. Hayatımı kurtaran kitabın yazarına, dizerine, basanına, satanına açık teşekkürlerimi bildiririm.
Bir Vatandaş
Geriye Kalan Salı günü çıkıyor. Satış yeri : Ankara Cd. No 59
Bu ilanın çıktığı gazetede, Kadınlar Celladı Landru adlı bir tefrika, Bir Kız Böyle Düştü adlı bir film ilanı, pavyon, bar ve revü ilanları vardı.
Çok ilgi çekici olacağını sandığım bu ilana okurlar hiç ilgi göstermediler. Benim ilk kitabım da hiç satılmadı. Basımevine olan borcumu, başka yerden borç alarak ödedim. Kâğıtçının borcunu ödeyemedim. Kâğıtçı, benden alacağına karşılık, fiyatı 50 kuruş olan kitapları, basılı kâğıt fiyatına okkayla tartıp kiloyla aldı, işportaya, sergicilere verdi. Geriye Kalan adlı ilk kitabım, aylarca sokak sergilerinde, kaldırımlarda, toz toprak, çamur içinde sürüklendi durdu. O ilk Geriye Kalan’dan şimdi bende üç tane kalmıştır.
Geriye Kalan’daki kimi öykülerimi, sonradan başka kitaplarıma aktarmıştım. Bende böyle bir anısı olduğu için, ikinci basımını yaparken o ondört öyküyü yine biraraya getirdim. Bu öyküler yazılalı yirmiiki yıl olmuştur. Sizi etkiler mi, sizin için onların bir değeri olur mu, bilemem.
Geriye Kalan’ın ikinci basımına onbeş yeni öykümü de ekledim.
Yirmiiki yıl önce “İntihardan Vazgeçtim” diye ilanını verdiğim Geriye Kalan’ın, bunca yıl sonra ikinci basımını yapacağımı, o zaman düşünemezdim bile...
İnsanın, zamanın kendinden yana işlediğini görmesi ne güzel şey !..
İkinci basım için bikaç söz
Bir Markopaşa Vardı
İkinci basım için bikaç söz
Tarihçiler, bir yüzyılın üç kuşaklık dönem olduğunu söylerler. Bu ölçüte göre, bir yüzyılda dede-oğul-torundan oluşan üç kuşak yaşar. Öyleyse aşağı yukarı kuşaklar arası ayrım otuz yıldır ; her otuz yılda bir, yeni bir kuşak geliyor.
Bir zamanlar, Markopaşa adlı bir gülmece gazetesinin çıktığını duymuşsunuzdur. Markopaşa’yı 1946 yılında çıkarmıştık. Demek, o zamandan bu yana otuz yıl, yani bir kuşaklık zaman geçmiş.
Markopaşa, Türk basın tarihinde, Türk politika tarihinde, Türk gülmece yazını tarihinde çok önemli bir olgudur. Bu önemin ne olduğunu, sayılara dayanarak kısaca açıklamaya çalışayım.
1946 yılında en büyük satışlı gazete olan Cumhuriyet’in satışı ortalama 30 bindi. Yalnız bitek gün, (1946 seçim günü) Cumhuriyet Gazetesi 40 bin, Vatan Gazetesi de 50 bin satılmıştı. İşte bu dönemde Markopaşa gülmece gazetesinin sürekli satışı 60 bindi. Üstelik hükümetin, sıkıyönetimin, particilerin, politikacıların, vali ve kaymakam gibi yöneticilerin ve bütün gerici çevrelerin, inanılmaz ve us almaz yasal ve yasadışı baskıları altında bu denli çok satabilmiştir.
Markopaşa o denli ağır baskılara uğramış, sık sık kapatılmıştır ki, tam altı kez adını değiştirerek, başka adlarla yayımını ve yayım yoluyla politik savaşımını sürdürebilmiştir : (Markopaşa, Malum Paşa, Ali Baba, Yedisekiz Hasan Paşa, Bizim Paşa, Medet.)
Markopaşa gülmece gazetesinin yazı işleri yönetmeni, yazarı ve karikatürcüsü olan Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Mustafa Uykusuz, Rıfat Ilgaz gibi yazar, karikatürcü ve şairler, Markopaşa’nın yayınlarından ötürü hapis cezalarına çarptırılmışlar ve cezaevlerine atılmışlardır. Sonunda, Türk edebiyatına onur veren değerli yazar Sabahattin Ali de öldürülmüştür. Üstelik, politika ve basın ortamını böylesine dalgalandıran Markopaşa ve süreği olan gülmece gazeteleri uzun yaşamlı da olamamıştır. Markopaşa’nın yayımlanan her dört sayısından biri hükümet buyruğuyla toplatılmıştır. Bizden bir kuşak sonraki okurlarımız, başına bunca belalar gelen Markopaşa’da otuz yıl önce neler yazıldığını, sanırım, merak ederler. Markopaşa ve süreği olan gülmece gazetelerini karıştırırken, o gazetelerdeki yazılarımdan, bugünün okurları için bir demet seçtim. Bu politik gülmece demetini, sevgili yeni kuşaktan okurlarıma sunmaktan sevinç duyuyorum.
Aziz Nesin