

Öyküleri
Hangi Parti Kazanacak
- Yazar
- Aziz Nesin
- Eser türü
- Öyküleri
- İlk baskı yılı
- 1957
Öykü derlemesi, gündelik ilişkilerde saygın görünme isteğini ve toplumsal özentileri mizahla ele alır. Yayınevinin seçtiği bölümde, Amerikalı konukları ağırlayacak bir aile eşyalarının yetersizliğine takılır; kişisel ilişki, gösteriş ve aşağılık duygusunun gölgesinde kalır.
Nesin Yayınevi’nde incele
İçindekiler
| Bölüm | Sayfa |
|---|---|
| Hangi Parti Kazanacak? | 5 |
| Usulen | 12 |
| Bizim Eve Amerikalı Misafir Gelecek | 22 |
| Bunlar Bizim Derdimiz | 33 |
| Çocukları Ağlatmayın | 39 |
| Bir Demet Maydanoz | 44 |
| Üniforma | 50 |
| Meydan Saatleri | 56 |
| İnce Narince | 65 |
| Mehdi-i Resûl | 72 |
| Alfabenin İlk Harfi | 79 |
| Sessiz Bir Ev | 84 |
| Eğlenelim Arkadaşlar | 90 |
| Sallan Yuvarlan Şampiyonu | 99 |
| Dördüncü Kafileye Kaldık | 104 |
| Cıgara Paketinde Evlenme Teklifi | 111 |
| İhanete Uğrayan Kocalar Kulübü | 117 |
| Allah Kabul Etsin | 122 |
| İğneli Fırça | 131 |
| Kahraman Milletimin Yiğit Çocukları | 138 |
Kitaptan bir bölüm
Hangi Parti Kazanacak?
M– urat Ağa herbişeyi bilir, dediler.
Kasabaya gelince, bikaç gece Murat Ağa’nın evinde misafir kalmıştım. Kahvede Murat Ağa’yı buldum.
– Murat Ağa, sen bilirmişsin, öyle dediler. Söyle bakalım, bu seçimlerde hangi parti kazanacak?
Murat Ağa,
– Heç belli olmaz, dedi.
– Hangi parti kuvvetliyse o kazanmaz mı?
– Yok. Belli olmaz. Ak koyun kara koyun seçim sonunda belli olur. Bu kasabadakilerin herbirine teker teker sorsan gene bilinmez. Niden, biliyon mu? Bak, diğne.
Sol bacağını altına aldı, peykeye bağdaş kurdu. İyice yerleştikten sonra cıgarasını yakıp anlatmaya başladı:
– İlkin bu bizim melmekette parti marti yoktu. Vardı ya, yalnız adı var, kimi kimsenin partiden haberi yok. Biz o zamanlar partiyi hökümet bilirdik. Koca bir bina, hökümet binası, içinde parti varmış dinirdi. Derkene bir parti işidir çıktı ortaya, bir cayırtıdır koptu. Terzi Kâmil bana geldi. “Murat Ağa, gel seninle şu yeni çıkan partinin bir şubesini de burda açalım,” didi. “Ulan oğlum Kâmil, bu senin parti didiğin hırdavatçı dükkânı değil. Git işine...” didim. Arkadan Abukat Rıza Bey de geldi. İlle bir parti açalım dirler. Abukat Rıza, yeni particilerin kodamanlarıynan konuşmuş. Mektüpleşirmiş. “Bu melmeket senin sözünü diğner, gel şu partiyi kuralım,” didiler. “Ulan oğlum, sizin aklınız ermez,” didim. “Bir vakit bu melmekette Selbes Fırka deyi bir fırka kuruluydu. O Selbes Fırka’yı kuranları darmaduman ettiler. Heriflerin ocağına incir ağacı diktiler. Hiçbiri melmekette dutunamadı, macır olup gittiler.” Abukat Rıza Bey, “Aman Murat Ağa, şimdi ne zaman... O zamanlar geçti. Şimdiki zamanda Emerika’da her nasılsa, bizde de öyle olacak. Herbir insan bir partiye girmeye ganunen mecbur,” didi. Uzatmayalım, kurduk partiyi. Biz partiyi kurunca, öbür partide kaç insan varsa hep bizim yeni partiye döküldüler. Partinin kâtibi, adam yazmaya yetişemiyo. Ulan, bu kadar adamı ne yapacağız? Beni bir korku aldı yiğenim, heç sorma... Abukat Rıza Bey bizim başkanımız olduğundan, “Aman Rıza Bey, şu kaydı kapayalım, başımıza bir iş çıkacak,” didim. “Hiçbir iş çıkmaz,” didi. “Adamı çok olan parti makbuldür,” didi. “Ne kadar çok adamımız olursa, hökümeti biz alırız,” didi. Öbür partiden gelen yetmezmiş gibi, parti pırtı bilmeyenler de bizim partiye girmediler mi yiğenim! Bunun sonu nereye varır? Amanın... Amanı zamanı anlayan, bilen mi var? Gelen giriyor. Melmeket bizim partiye doluyor yiğenim. Yukardan bi duyan olursa tiftiğimizi atarlar. Hiç olmazsa, ben şu partiden çıkıp ötekine gireyim didim. Bize boyuna parti merkezinden tebrik gelirmiş. Bizim Abukat Rıza Bey bir nutuk veriyor ki, sanırsın alkıştan pazaryeri yıkılacak. Derkene yiğenim, bir haber geldi, bizim partinin Genel Başkan’ı geliyormuş deyi... Yediden yetmişe melmeket yollara döküldü. Bir yukardan gören duyan olursa, bizi hep buralardan sürerler de ibret olsun deyi kasabayı dört bucağa dağıtırlar. Biz Abukat Rıza Bey’i gayet iyi nutuk verir sanırdık. Sen nutku, bizim partinin Genel Başkan’ından diğne. Herif bi konuşuyo, milleti hüngür hüngür ağlatıyo. Bi de arkadan konuşuyo, millet gülmekten yerlere seriliyo. Bi daha ağlatıyo, bi daha güldürüyo. Sanırsın yiğenim, düğmemiz herifin elinde. Düğmeyi çevirdi mi ağlıyoruz, düğmeyi öbür yana çevirdi mi gülüyoruz.
Nutuk bitince parti binasına geldi. Bizim Abukat Rıza’ya,
– Kasabanın nüfusu ne kadar? deyi sordu.
Rıza Bey,
– Yirmidörtbin, didi.
Bizim Genel Başkan,
– Seçime girmeyecekleri, yani oy vermeyecekleri nüfustan sayma, didi.
– Onları saymazsak, seçmenler aşağı yukarı onikibin...
– Bizim partiye kaydı olan ne kadar?
– Dokuzbin...
Genel Başkan,
– Öyleyse bu kasabada seçimi kazandık! deyi bağırdı. Sonra yiğenim, bizim partinin Genel Başkan’ı gitti. Öteki partiyi bir korkudur almış. Hemen o partinin başkanı bizim kasabaya seğirtti. O gelmeden ben bizim partiden çıkıp ötekine girecektim ya, herif birden bastırdı. Bu sefer de o, bi nutuk çekti. Amanın yiğen, olursa nutuk böyle olur canım. Böyük camide mevlit okunsa millet böyle ağlamaz. Nutkunun sonunda,
– Vatandaşlar, didi, biz iktidarda kalırsak, her köylüye pangadan bin gayme borç vireceğiz.
Vay yiğen vay, panganın borç vireceğini duyan, öteki partiye bi koşuş koştu. Ertesi gün bizim Abukat Rıza başını, dizini dövüp durur.
– N’oldu Rıza Bey, köpekdişin mi ağrıyo? didim.
– Dişlerim takmadır, hamdolsun ağrımaz. Daha kötü, bizim partinin üyeleri hep o yana geçti.
– Bize heç mi kimse kalmadı?
– Bi kurucularnan bi de panganın bin gayme vireceğini duymayanlar bizde kaldı.
Başladım ben de dövünmeye. Ben saçımı başımı yolarım, Abukat Rıza saçını başını yolar.
– Aman Rıza Bey, didim, böyle döğünmeğilen iş bitmez. Di kalk, biz de öteki partiye girelim. Geç kalırsak tefter doldu deyirek bizi almazlar.
Farklı yayınevi baskıları
Baskılar
Künye Farklı yayınevi baskıları
- 1957
- Düşün Yayınevi
- 1960
- Karikatür Yayınları
- 1971
- Tekin Yayınevi
- 1981
- Kendi yayını
- 1982
- Karacan Yayınları
- 1983
- Adam Yayınları
- 2005
- Nesin Yayınevi





















































