AZİZ NESİN← Tüm eserleri
TR
Hayvan Deyip de Geçme kitap kapağı
İlk baskı 1973

Öyküleri

Hayvan Deyip de Geçme

Yazar
Aziz Nesin
Eser türü
Öyküleri
İlk baskı yılı
1973

Hayvanların davranışları üzerine kısa anlatıları, gözlemleri, okur mektuplarını ve gazete haberlerini bir araya getirir. Köpeklerden kuşlara uzanan örneklerle hayvanların sadakati, dayanışması ve hayatta kalma çabası gösterilirken, onları sevme ve koruma sorumluluğu üzerinde durulur.

Nesin Yayınevi’nde incele
Hayvan Deyip de Geçme son baskı kapağı
Son baskı
İçindekiler
BölümSayfa
Hayvanları Sevmek, Korumak9
Kısaca10
Yardımsever Sokak Köpeği11
Güzel Bir Raslantı13
Gezgin Bir Kedi14
Isırmaya Bile Değmez15
Ana Gibi Yâr Olmaz17
Güveni Kötüye Kullanan Köpek18
Canavarlaşan Fareler20
Hayvanlar Takımı21
Ayıyla Domuzun Savaşı23
İdol Branski24
Balık Avcısı Fareler26
Cankurtaran Köpek27
Canavar Böcekle Karıncalar30
Keseden Giden Köpekler32
Kana Susamış Tavuklar33
Serçe Avı35
Anaların Yürekliliği36
Ayının Tilki Avı38
Horoz Dövüşü39
Kedi mi İnsan İçin, İnsan mı Kedi İçin?43
Cinayet44
Ayıdan Alınacak Ders46
Marifetli Kedi47
Bit Yarışı48
Telefon Direkleri49
Bobicik50
Sarı’yla Hanım52
Ana Eğitimi53
Güçlü Bir Hakem54
Sevdalı Katır56
Ayının Hediyesi58
Linç Edilen Leylek59
Uçan Kazlar61
Ako62
İyiliğe Kötülük64
Aktör Keçi66
Sevdalı Yılan67
Bir Güvercin Avcısı69
Köpeğin İyiliğe Karşılığı71
Zorla Kuluçka72
Delifişek74
Kedi, Fare, İnsan76
Damla’nın Yiğitliği78
Siyasi Koğuşun Kedisi79
Kanun Kaçağı Köpek80
Kırmızıya Dikkat82
Arkadaşlarım Farecikler83
Güzelini Herkes Sever85
Pastırmaya Düşkün86
Hayvanları Koruma Derneği Üyeleri88
Güvercin90
Kendini Savunma İçgüdüsü92
Suçlu Değil ki93
Kanlı Meydanlar94
Atın Aptalı96
Hayvanları Koruma97
Köpekler Üstüne99
Kuşlarda Gelenek107
Cezaevinin Dostları109
Tarihe Geçecek Hırsız111
Ahtapot’la Pina112
Tavşanı Kıskanan Kedi113
Geç Kalan Özgürlük114
Yabankazlarında Demokrasi115
Romatizmalı Eşek116
Zıpzıp Selim’in Vefası117
Gözü Doymayanlar120
Besleyemeyeceği İçin121
Zehirlenmiş Encikler122
Sınırı Geçen Karabaş123
Kedi Yavrularını Emziren Ana Köpek124
İkinci Othello125
Tertemiz Yuva126
Sırrı Bey127
Görevsever Tiyatro Oyuncusu128
Bir Adayı Farelerden Kurtaran Kediler129
Al Canım132
Saygı Duyulan Eşek133
Ördekteki Önsezi135
Okur Mektuplarından
Ana Kirpi137
Eşek Şakası138
Küçük, Büyüğü Yendi ve Yedi139
Eşeklerin Kılavuzluğu141
Usta Bir Av Köpeği142
Yuva Kuran Köpek143
Zavallı Şeyda144
Korkunun Verdiği Yüreklilik145
Ana Kekliğin Kurnazlığı146
Sülün, Muhabbetkuşu, Maymun147
Kurtarıcım149
Yılanla Arıkuşu150
Kurt Kurtken151
Yolunu Bilen At153
Kara Dağ Keçisi155
Yavrusunu Emzirsin Diye156
Âşık Boğayla İnek157
Güvercin-Karga Savaşı158
Kurtarıcı159
Yuva ve Yavru Özlemi160
Jokeyinin Canını Kurtaran At162
Koç Hırsızı Ağa163
Röntgenci Ayı164
İlk Yuvaya Bağlılık165
Kaş Yapayım Derken166
Manoş167
Mavi Sansar Avcısı Yeriş168
Ana Üveyik169
Yuva Savaşı170
Bir Yıkanması Eksik171
Ayının Yavruları173
Okumasını Bilen Köpek174
Trafikçi Köpek175
Berberi Tanıyan Garip176
İnsanlık Dersi Veren Ayı178
Coli’nin Şakası179
Böyle Bir Garip180
Sevinç Şarkıları181
Boncuk182
İnsandan İmdat Bekleyen Yaban Domuzu184
Torun’un Arkadaşı186
İyiliğe İyilik187
Ayının Kızması188
Deve Kini190
Köpeğin de Yiğidi Olur191
Danayı Kurtaran Köpek192
Sabıkalıyı Yola Getiren Köpek194
Kedinin Yılana Kurduğu Tuzak196
Sahibini Bekliyor197
Ayının Kurduğu Pusu198
Katili Ele Veren Kedi199
Çok Ağır Ceza201
Anaların Dostluğu202
Tombik203
Köpeğin Teşekkürü205
İnek mi, Ayı mı?206
Postacı Cimi207
Gazete Haberlerinden208
Bir Eleştiri220
Son Söz222
Yazarın notları

Son Söz

Hayvanlara değgin gerçek olaylardan derlediğim bu kitabı, hayvan sevgisinin yaygınlaşması için yayımladım.

Gazete haberlerinden öğrendiğimize göre, Habeşistan İmparatoru Haile Selasiye’nin çok sevdiği bir küçük köpeğinin boynunda milyonlar değerinde taşlarla süslü bir tasma varmış. Ölümlerinden sonra kedilerine köpeklerine bakılması için milyonlarca lira tutarında miras bırakanlar olduğunu gazetelerden öğrenmekteyiz. Çok sevdiği köpeğine, pahalı taşlardan takma diş taktıranları gazeteler aradabir yazar. Özel aşçılar, bakıcılar tutarak, kendilerine, köpeklerine baktıranlar da var.

Anladığım hayvan sevgisi, bu türlü olanlar değildir. Hayvan sevgisinin amacı, hayvanı sevmek için hayvanı sevmek olmamalıdır.

Kimileri de hayvanları, insandan nefret ettikleri için severler. İnsanlarda umdukları vefayı bulamayıp içlerine kapananlar, bütün kazançlarını besledikleri kırk elli kediye harcayanlar vardır.

Bir de insanlara hiç değer vermeyip, hatta insanlara düşman olup hayvanlara aşırı sevgi besleyenler vardır. Örneğin, biçok romana, filme konu olan kimi Naziler, özellikle kimi Nazi şefleri aşırı hayvan sevgisi olan kişilerdi. Hiç acımasız, insanları, çocukları ölüme göndermelerinin, fırında yaktırmalarının ardından bir kanaryanın ötüşüyle duygulanıyor, bir kaplumbağayı özenle besliyor, hasta kedi karşısında acınıyor, bir yaralı köpek için ağlayabiliyorlar. Böyle olayları anlatan romanlar, filmler çoktur.

Bir okurumuz, bu kitapta topladığımız hayvanlara değgin olaylar bir gazetede yayımlanırken gönderdiği mektubunda, insanlarımızın hayvan sevmediklerini yazıyor ve beni şöyle eleştiriyordu:

“Batı’nın kimi ülke ve insanlarını tanıyan bir yurttaş olarak derim ki, hayvan sevgisi enaz olan insanları, hatta hayvana düşman olanları bizim sınırlarımız içinde bulursunuz. En kalabalık kentlerimizde kalburüstü aile çocuklarının bile sokakta buldukları başıboş kedi yavrularına yaptıkları işkenceleri görmüş olacaksınız. Anababalar, çocuklarına hayvanları okşayıp sevmesini öğretmedikleri gibi, sokaklarımızda sürüp giden bu işkence olaylarını gözleyip, çocukların sadist eğilimlerini önlemezler.

Uzağa ne gidiyoruz. Ankara Hayvanat Bahçesindeki aslanın bir gözü, seyircilerden birinin attığı taşla kör olmuştur. Bizde kedi, köpek harası, çiftliği yoktur. Atlarımız cılızdır, bakımsızdır; onlara sütçü beygiri deriz. Sokaklarımızda kümes hayvanları bacaklarından tutulup baş aşağı sarkıtılarak taşınır. Hele zavallı eşeklerin, kötü yapılmış semerler yüzünden sırtları yara içindedir.

Biz, hangi kuruluşumuza, yaptığımız hangi işe dayanarak hayvansever toplum olduğumuzu ileri sürebiliriz?

Kendilerini beslemekte zorluk çekenler, değil hayvanları, komşularını bile tam anlamıyla sevemez.”

Bu okurumun mektubunda, katıldığım, katılmadığım yerler var. Ama son yargısına yüzde yüz katılmaktayım. Tıpkı sanat beğenisi, sanat sevgisi gibi, hayvan sevgisi de, ancak ekonomik ve sosyal koşulların belirli bir üst düzeye ulaştığı toplum insanlarında görülür. Bu okurum bu yargısından sonra da şöyle diyor:

“Siz bir Çocuk Bakım Vakfı kurmuşsunuz. Onun yerine Hayvanları Koruma Derneğine bir bağışta bulunsaydınız! Aklınıza gelmemiş miydi yoksa? Bu da sizin, ne kadar hayvan sevgisiyle dolu bir yürek gezdirdiğinize delalet eder.”

Okurumun bu önerisine şu nedenlerle karşıyım: Bana göre, hayvan sevgisinin amacı, insan sevgisini sağlamak olmalıdır. Hayvanları, doğayı sevmeyenler, insanları da sevmezler; başka insanları sevmeyenler, gerçekte kendilerini de sevmiyorlardır, kendilerine bile düşman olurlar.

Hayvanları severek, bu sevgi yoluyla, insanları sevmeliyiz. Hayvanları seven bir insanın, insanları da sevdiğini sanmak yanlıştır. Kimi Nazi ileri gelenlerinde, hayvanları doğaldışı sevenlerde, köpeklerine pahalı takma diş taktıranlarda, köpeğine milyon değerinde tasma takanlarda, milyonlar tutan miraslarını kedilerine, köpeklerine verenlerde görüldüğü gibi bu tür hayvanseverlik, insanı, insanları sevmeye ulaştırmaz, tersine, insanlardan uzaklaştırır.

Hayvan sevgisinin amacının, insanı sevmek olması gerektiği inancındayım. Bu kitabı da böyle bir amaçla derledim. Buyüzden kitabı, çocuklarımızın okumalarını çok istiyorum. Derlediğim bütün olayların, bu amaca yönelik olduğunu söyleyemem. Gelecek basımlarında kitabın daha zenginleşip salt bu amaca göre düzenleneceğini umuyorum.

Hayvanları her seven kişi ille insanları da sevmez, ama insanları seven her kişi, hayvanları, doğayı kesinlikle sever.

Feneryolu, 26 Haziran 1973

Eleştiriler ve yankılar

Bir Eleştiri

Yaşanmış diye anlatılan hayvan öykülerinden kimisine inanmak zor, hatta olanaksız. Kimi hayvanların aygıt kullandıkları bile anlatılır. Oysa aygıt yapma ve kullanma, insanla hayvanın ayrımlarından en önemlisidir. Bir zekâ ürünü olan aygıt yapma ve kullanma insanlara özgüdür.

Kimi hayvanlarda çok gelişmiş olan içgüdüsel davranışlar, hayvanlara aşırı sevgisi olanlara bilinçmiş, bilinçli davranışmış gibi görünebiliyor.

Bütün bunlardan başka, biz insanlar, hayvanlarda, hele beslediğimiz, sahibi olduğumuz hayvanlarda olağanüstülükler ve insana yakınlıklar görmeye eğilimliyiz. Buyüzden hayvanların içgüdüsel bir davranışını kendimize göre yorumladığımız oluyor. Bu kitapta derlediğim hayvan öykülerinde böyle yorumlananlar da var. Bu hayvan öykülerine, uydurulmuş diyemeyiz, ama bir yorum yanılsamasıdır diyebiliriz.

Hayvanlara sevgisi ve ilgisi olan Ömer Sezer adlı okurum, gönderdiği aşağıdaki eleştirisinde bu tür hayvan öykülerine dikkat çekiyor:

“... Özellikle kitabın başında ve sonundaki yorumlarınızı ilgi ve beğeniyle okudum. (......) Kitabınızın sonunda bir eleştiri mektubunu yayımlamış ve buna yanıt vermişsiniz. İşte bundan cesaret alarak ve eleştiriye açık bir insan olduğunuzu düşünerek bu eleştiri mektubunu yazıyorum. (......) Kitabınızın başında ve biçok yerinde ‘Hayvanlara değgin gerçek olaylar’ deniliyor. Bu gerçek kelimesi olmasaydı belki de bu mektubu yazmazdım. Ama ‘gerçek’ denilmesine karşın kitabınızdaki kimi olayları söylenti yada uydurma olarak nitelendirebiliriz.

(......) Genellikle ayılarla ilgili gerçekdışı bilgiler veriliyor.

Ayının insan gibi alet kullandığı yazılmış. Ayının bir konuşmadığı kalmış.

Ayının tükürdüğü inanışının yanlış olduğu, ayılarla ilgili araştırma kitaplarında ve hayvanlar ansiklopedilerinde belirtilmiştir.

Ayının taş atabildiği ve insana kollarıyla sarıldığı inanışına Anadolu’nun biçok yerinde rastlanır. Ama zoologlar bunun olanaksızlığını söylerler.

(......) Kara dağ keçileri hakkında bilgi veriliyor. Şimdiye kadar hiç kara dağ keçisi görmedim ama, onlar da öteki dağ keçileri gibi geyik türünden yada keçi antilopu ailesinden olması gerekir. Önemli nokta, kara dağ keçilerinin tek boynuzlu olduğu söyleniyor. Oysa hiçbir dağ keçisi, keçi antilopu yada geyik tek boynuzlu olmaz. Bu tür hayvanlar, profilden bakıldığında tek boynuzluymuş gibi görünebilir. Tek boynuzlu at söylencesi de böyle bir yanılgıdan doğmuştur.”(*)

Bu eleştirilerde bulunan Bay Ömer Sezer, benim başımdan geçmiş ve “Uçan Kazlar” başlığıyla anlattığım olay için de, evcil kazların uçamayacağını söyleyerek yanılmış olabileceğimi yazıyor. Öteki eleştirileri için bişey söyleyemem, ama anlattığım uçan kazlar, tanığı olduğum, yaşadığım gerçek olaydır.

* Kara dağ keçisi (Rupicapra rupicapra) Türkiye’de Doğu Karadeniz Bölgesiyle Doğu Anadolu’nun kuzeyindeki yüksek kesimlerde yaşayan, 100-130 cm uzunluğunda, 30-35 kg ağırlığında keçiye akraba bir hayvandır. Yaşadığı yerlerde, postu yazın siyaha yakın koyulukta olduğundan kara keçi, kışın kırçıllanmasından ötürü kır keçi adlarıyla da tanınır. – y.n.

Farklı yayınevi baskıları

Baskılar

Hayvan Deyip de Geçme — İlk baskı 1973

İlk baskı 1973

Hayvan Deyip de Geçme — 1976

1976

Hayvan Deyip de Geçme — 1980

1980

Hayvan Deyip de Geçme — 1982

1982

Hayvan Deyip de Geçme — 2005

2005

Hayvan Deyip de Geçme — 2006

2006

Hayvan Deyip de Geçme — 2010

2010

Hayvan Deyip de Geçme — 2011

2011

Künye Farklı yayınevi baskıları

1973
Tekin Yayınevi
1980
Milliyet Yayınları
1982
Adam Yayınları
1982
Karacan Yayınları

Hayvan Deyip de Geçme